Çift Nesnesi

René Roussillon

Giriş

“Ödip” olarak adlandırdığımız şey hakkında öne sürdüğüm düşünceleri sizlere tanıtmak için bu mesele üzerindeki diyalogu aşındıran ve önemli sayıda yanlış anlaşılmanın kökeninde yer alan terminolojik soruları anımsayarak başlamayı  gerekli görüyorum.  

60’lı yıllarda Fransız Psikanalizi’nin kimi teorisyenleri “narsisizmi” ve “narsisistik” durumları (instances narcissiques) dürtüsel hayatla karşılaştırmak için bireyselleştirmeyi önerdiklerinde, psikanalitik vulgatada[1] ya da günlük teatide önceden edinilmiş olan alışkanlık, pregenital ile o sırada “preödipal” olarak adlandırılanın, dürtüsel organizasyon ile içerisinde yayıldığı ilişkisel matris sorununun karıştırılarak üst üste binmesi idi. Freud’da dahi küçük bir izini gördüğümüz bu kavramsal bükülme, bütün bir dizi teorik bükülmenin (ve hatta “fallik” pregenital üvey anneye karşıt “iyi ödipal annelerin” ortaya çıktığını görebildik) temelindedir ki bunların ne klinik ne de teorik tartışmaları aydınlatmaya katkıda bulunduğundan emin değilim. Psikanalitik dünyada ve daha da geniş bakarsak, kendilerini “klinik psikanalitiğin” dünyasında gören klinik uzmanların dünyasında, hiç kimse kavramların doğru kullanımı konusunda yasa koyucu değildir ve ancak müşterek tartışma ile düşünceyi ilerletmekle yetinebiliriz.  

Şahsen, klinik olduğu kadar teorik olan konumumun, mevcut düşüncemde geliştirmeyi arzu ettiğim şeyin ön koşulları olan bir dizi ayrımla netleştiğini düşünüyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP

PSİKE İstanbul Psikanaliz Kitaplığı bünyesinde yer alan, Türkiye’nin ilk elektronik psikanaliz dergisi olan Psikanalizin Dili dergisi,

Psikanalizi ve uygulamalı psikanalizi teorik ve pratik yönleriyle inceleyen yazılara ve çevirilere yer vermek suretiyle bir düşünce ve tartışma ortamı yaratabilmeyi;

Bir yandan Sigmund Freud, Melanie Klein, Donald W. Winnicott, Wilfred Ruprecht Bion gibi psikanalizin öncü isimlerinin kuramlarını gözden geçiren ve tartışan yazılara yer verirken, bir yandan da çağdaş psikanalizin katkılarına değinerek yeni perspektiflerin gelişebilmesi için alan yaratabilmeyi;

Psikanalizin sinema, edebiyat, felsefe, antropoloji gibi diğer disiplinlerle etkileşimini incelemeyi; sanat eserlerini, yaratıcılık süreçlerini, kültürü psikanalitik kuramın ışığında anlamlandırabilmeyi;

Kitap tanıtımına, söyleşilere yer vermeyi ve psikanaliz yayıncılığıyla ilgili etkinlikleri okuyuculara duyurmayı amaçlıyor.