Oidipus Karmaşası Yeniden

6. Sayı Oidipus Karmaşası

SUNUŞ

Ayla Yazıcı: Psikanalizin Dili 6. Sayı Editörü

Değerli okuyucular,  Psikanalizin Dili e- dergisi 2024 yılı 6. sayımızda Freud’un Oidipus Karmaşası metnini yeniden ele almak istedik.

6. sayımızın Yayın Kurulu Üyeleri Aslı Çepik Kuruoğlu,  Ayla Yazıcı, Burçak Erdal, İrem Serhatlı, Nesli Keskinöz Bilen, Mine Öztürk, Sema Sözer, Yasemin Cengiz ve Yeşim Can.

Oidipus hikayesi, özellikle de Freud’un Oidipus karmaşası kavramı nedeniyle yaygın olarak bilinen eski Yunan mitolojisinden türetilen dünya kültür mirasının bir parçasıdır. Freud, 1910 yılında “Oidipus karmaşası” olarak adlandırdığı şeyin psikolojik gelişimin merkezinde yer aldığını söylemiş ve buna “nevrozların çekirdek karmaşası” adını vermiştir. Oidipus karmaşası ile karşı cinsten ebeveyne duyulan, başlangıçta bilinçli, daha sonra bilinçsiz hale gelen sevgi, cinsel sahiplenme ve aynı cinsten ebeveyni ortadan kaldırma isteği ile bütünleşmiş nesneler arasındaki bir ilişkiyi tanımlıyordu. Çocuğun yoğun sevgisine öldürücü bir nefret eşlik ediyordu ve bu sevgi ve nefret ebeveynler arasında bölünmüştü. Freud’a göre benlik, geçmiş libidinal konumların kalıntısı olarak özdeşleşimlerle doludur; çocuğun annesiyle, babasıyla ve diğerleriyle Oidipal olarak önceden geliştirilmiş libidinal bağları ve özdeşleşimleri vardır. Oidipal öncesi dönem, benlik işleyişinin ve benlik tasarımlarının temel yapı taşlarının geliştiği, ikili bir ilişki içerisinde tutarlı bir beslemenin, yansıtmanın ve dikkatin sağlanmasının (veya sağlanmamasının) ruhsallığa ait yapısal unsurların yanı sıra benlik ve nesne temsillerinin, benlik saygısının, narsisistik kırılganlığın derecesinin vb. gelişimini şekillendirdiği bir dönemdir. Oidipal dönemdeki gelişim, beyin ve bedenin fiziksel olgunlaşması, benlik ve ötekinin artan psikolojik farklılaşması ve üçlü ilişkilerin artan etkisinin sonucu olarak bazı önemli değişikliklerle birlikte Oidipal dönem öncesi yıllarda ortaya çıkanları detaylandırır (Freud, 1905, 1924).

Klein, Freud’un Oidipus karmaşasının zihinsel gelişimin merkezinde tutarak daha erken bir yaşa yerleştirmiş ve vurguyu birincil sahneye kaydırmıştır. Ona göre, Oidipus durumu bebeklikte başlar ve dört yaşında merkeze ulaşmadan önce yıllarca süren karmaşık bir gelişim geçirir. Freud’un  bir ötekine yönelik ensest arzusu fikrinden farklı olarak Oidipal duyguların başlangıçta bu şekilde kristalleşmediğini, ebeveyn çifti temsil eden kısmi nesnelerin arkaik bir deneyimi niteliğinde olduğunu göstermiştir. Meme, penis ve anne bedeninin içi gibi ilkel semboller ilk çiftleşme kavramlarını sağlar. Daha sonra klasik Oidipus durumu anlayışına depresif konumu da ekler. Bu iki durum iç içe geçmiştir, öyle ki biri olmadan diğeri çözülemez. Depresif durum ve yas üzerinde çalışmadan Oidipus karmaşasını çözemeyiz ve Oidipus karmaşası üzerinde çalışarak depresif durum üzerinde çalışırız (Klein 2008a, 1945).

Hadım edilme, hayatın devamına dair bilinmeyen, güçlü yeni durumlardan duyulan korkular Freud’un ve daha sonra Klein’ın epistemofilik dürtü olarak adlandırdığı şeyin güçlü bir şekilde engellenmesine neden olabilir.

Ruhsal gelişimin tüm aşamalarının ve yönlerinin Oidipal karmaşanın nasıl çözüldüğünde (ya da çözülmediğinde) ifade edildiğini söyleyebiliriz. Haz, suçluluk ya da kendini cezalandırma dürtüsünün engellenmesi şeklinde bir üstbenlik Oidipal evreden önce mevcuttur ve büyük ölçüde çocuğun sorumluluk ya da eylemlilik duygusunu içselleştirme kapasitesine bağlıdır. Oidipal çatışmalar ve bunların çözümü üstbenliğin yapısına, özellikle de çocuğun kararsızlık ve ahlaki belirsizliklere tolerans göstermesine bağlıdır.  En kısıtlayıcı, cezalandırıcı, en kırılgan üstbenliklerden muzdarip olan kişiler, yansıtma ve misilleme korkusunun yüksek olduğu en şiddetli, ilkel psikopatolojiye sahip olan kişilerdir.

Son yıllarda yardımla üreme alanındaki sosyokültürel değişimler ve gelişmeler sayesinde yeni aile biçimleri oluşuyor. Sperm bağışı veya taşıyıcı annelik yoluyla oluşan bebekler, aynı cinsten bireylerden oluşan ebeveyn çiftleri, biyolojik annenin ebeveyn çifti dışında biri olduğu durumlar günümüz toplumunun bileşenleri…. Buradaki özdeşleşim, ilk sahne meselelerini hala Oidipus karmaşası üzerinden yorumlayabilir miyiz?

Freud Totem ve Tabu’da, Oidipus karmaşasının evrenselliğini ilk kez sosyal kurumların köklerine yerleştirir ve etnografik olguların doğuşunda bilinçdışı süreçlerin varlığını tespit eder. Günümüz Türkiye’sinde çoğunluğun müslüman olduğu bir ülkede psikanalize dair özgün düşüncelere ve yorumlara ihtiyaç olduğu ortada.

Psikanalizin Dili E-dergisi’ne katkısı olan yazarlarımıza teşekkür eder, iyi okumalar dilerim.

Kaynakça

Freud, S. (1905). Three essays on the theory of sexuality. Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Cilt XII (1901-1905), 125-230. (E. Kapkın, Çev.), (2006), Cinsellik Üzerine içinde, Freud Kitaplığı: 8, İstanbul: Payel Yayınları.

Freud, S. ( 1924). The dissolution of the Oedipus complex. Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Cilt XIX (1923-1925). (E. Kapkın, Çev.), (2006), Cinsellik Üzerine içinde, (s. 301-311). Freud Kitaplığı: 8, İstanbul: Payel Yayınları.

Klein, M. (2008a). Oidipus çatışmasının erken dönemleri. B. Habip (Haz.). (İ. Anlı, Çev.). Sevgi, Suçluluk ve Onarım içinde, (s. 143-151). İstanbul: Kanat Kitap. (Özgün eser 1928 tarihlidir.)

Klein, M. (2008b). Erken kaygıların ışığında Oidipus karmaşası. B. Habip (Haz.). (M. Tanık, Çev.).  Sevgi, Suçluluk ve Onarım içinde, (s. 279-316). İstanbul: Kanat Kitap. (Özgün eser 1945 tarihlidir.)

Ayla Yazıcı. Psikiyatrist, eğitim ve süpervizyon analistidir. Uluslararası Psikanaliz Birliği (IPA) ve Psike İstanbul (İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği) üyesidir. 1991-2011 arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde çalışmıştır. 2006’da aynı hastanede Gündüz Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi’ni kurmuş ve 2011’de emekli olana kadar bu merkezde psikotik hastaların terapi ve rehabilitasyonu için çalışmıştır. Psike İstanbul Güncel Çalışma Grubu Koordinatörü, İlerleme ve Kabul Komitesi üyesi ve Yayın Kurulu Başkanı’dır. Pek çok makale, kitap bölümü ve çevirileri yayınlanmış, Uluslararası Psikanaliz Birliği tarafından verilen 2023 Acil Durumlarda ve Krizlerde Psikanaliz Mansiyon Ödülü’ne layık görülmüştür. Özel ofisinde psikanaliz ile ilgili çalışmalarına devam etmektedir.

TOP

PSİKE İstanbul Psikanaliz Kitaplığı bünyesinde yer alan, Türkiye’nin ilk elektronik psikanaliz dergisi olan Psikanalizin Dili dergisi,

Psikanalizi ve uygulamalı psikanalizi teorik ve pratik yönleriyle inceleyen yazılara ve çevirilere yer vermek suretiyle bir düşünce ve tartışma ortamı yaratabilmeyi;

Bir yandan Sigmund Freud, Melanie Klein, Donald W. Winnicott, Wilfred Ruprecht Bion gibi psikanalizin öncü isimlerinin kuramlarını gözden geçiren ve tartışan yazılara yer verirken, bir yandan da çağdaş psikanalizin katkılarına değinerek yeni perspektiflerin gelişebilmesi için alan yaratabilmeyi;

Psikanalizin sinema, edebiyat, felsefe, antropoloji gibi diğer disiplinlerle etkileşimini incelemeyi; sanat eserlerini, yaratıcılık süreçlerini, kültürü psikanalitik kuramın ışığında anlamlandırabilmeyi;

Kitap tanıtımına, söyleşilere yer vermeyi ve psikanaliz yayıncılığıyla ilgili etkinlikleri okuyuculara duyurmayı amaçlıyor.