Değerli okuyucular, Psikanalizin Dili e- dergisi 2025 yılı 7. Sayımızda Freud’un “On Negation” metnini aradan geçen 100 yıl sonra günümüzün popüler kavramı “post truth” ile birlikte düşünmek istedik. Başlığı ‘Değillemeden Hakikat Ötesine’ olarak belirledik. Freud
Bu yazıda günümüz toplumunun hakikat-sonrası olarak adlandırılan ruhsallık ve düşünselliği ele alınmış ve bu durumun savunma düzenekleri ve toplumsal koşullarla bağlantısı irdelenmiştir. Savunma düzenekleri olarak inkâr ve yadsıma ile bugünün gitgide otokratlaşan toplumsal
Bu çalışma, hakikat-sonrası çağın siyasal ve toplumsal dinamiklerini Donald Trump örneğinden başlayarak ele almaktadır. Hakikatin siyasette araçsallaşması, duyguların ve grup aidiyetlerinin nesnel gerçekliğin yerini alması, sahte haberlerin tekrar yoluyla meşrulaşması ve kutupla
Psikanaliz, bir düşünce ve çoklu uygulamalar tekniğidir ve bunların her birinin ruhsal gerçeklik tarafından harekete geçirilen epistemik, kavramsal ve deneyim güdümlü konuşmalarının kendilerine özgü yörüngeleri vardır. Kartezyan bölmenin temsili ikiliklerine kolayca teslim olmaz
Metin, öncelikle “post-truth” kavramının tanımını ve sınırlarını netleştirmeyi hedefliyor. Kavramın ortaya çıkış dinamikleri, analizi ve ne şekilde dilimize çevrilmesinin uygun olacağına ilişkin bir tartışmanın ardından kavramın tarihselliğine, bir başka ifad
Bu yazıda Freud’un Negation (Değilleme) kavramından yola çıkarak çağdaş hakikat-ötesi (post-truth) olgusunu psikanalitik bir mercekten incelenmesi amaçlanmaktadır. Freud 1925 tarihli metninde değillemenin yalnızca bastırılmış ruhsal içeriğin bilince kısmi bir dönüşü olmadı
Bu makale, Freud’un tekinsiz (das Unheimliche) kavramını Emin Alper’in Kurak Günler filmi üzerinden ele almakta ve bu kavramı film metninin ve görsel yapısının içinde çalıştırmaktadır. Freud’un bireysel ruhsallığa özgü olarak tanımladığı tekinsizlik, Lacan’ın Gerçek,
Son yıllarda iklim, aşılar, evrim gibi konularda bilime ve ortaya konan hakikatlere dönük itibarsızlaştırma çabalarına eklenen, üretilmiş “hakikatimsi”lere dayandırılarak gerçekleştirilen tahrip ve hatta yok etme eylemleri giderek artmaktadır. Türkiye’de bu bağlamda değerle
Ana dil yapılandırıcı ve kapsayıcı bir işleve sahiptir. Ancak aynı zamanda ensestiyöz olanlar da dahil olmak üzere birincil düşlemlerle yüklüdür ve anneyle libidinal bağı temsil eder. Yabancı bir ülkede, farklı bir dilin konuşulduğu bir ortamda yaşarken ana dil, libidinal olar