<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>3. Sayı Çift ve Üçüncü arşivleri - Psikanalizin Dili</title>
	<atom:link href="https://psikanalizindili.com/category/3-sayi-cift-ve-ucuncu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://psikanalizindili.com/category/3-sayi-cift-ve-ucuncu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 May 2026 12:38:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>Çift ve Üçüncü</title>
		<link>https://psikanalizindili.com/cift-ve-ucuncu/</link>
					<comments>https://psikanalizindili.com/cift-ve-ucuncu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 09:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3. Sayı Çift ve Üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://psikanalizindili.com/?p=546</guid>

					<description><![CDATA[<p>SUNUŞ Özden Terbaş: Psikanalizin Dili 3. Sayı Editörü Psikanalizin Dili dergisinin açılışını “Eros ve Thanatos” temasıyla yapmış, Freud’un yaşam dürtüsü-ölüm dürtüsü düalizmini çağdaş kuramcıların katkıları doğrultusunda tartışmıştık. İkinci sayının konusu ise “Günümüzün Narsisizmi”ydi. Narsisizme dair Freud ve Freud sonrası görüşlerin ele alındığı dosyada, narsisist bireyin dinamikleriyle birlikte, narsisizmin grup süreçlerindeki tezahürleri aydınlatılmaya çalışılmıştı. Üçüncü sayı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/cift-ve-ucuncu/">Çift ve Üçüncü</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[


<p class="wp-block-paragraph"><strong>SUNUŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Özden Terbaş: Psikanalizin Dili 3. Sayı Editörü</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph"><em>Psikanalizin Dili</em> dergisinin açılışını “Eros ve Thanatos” temasıyla yapmış, Freud’un yaşam dürtüsü-ölüm dürtüsü düalizmini çağdaş kuramcıların katkıları doğrultusunda tartışmıştık. İkinci sayının konusu ise “Günümüzün Narsisizmi”ydi. Narsisizme dair Freud ve Freud sonrası görüşlerin ele alındığı dosyada, narsisist bireyin dinamikleriyle birlikte, narsisizmin grup süreçlerindeki tezahürleri aydınlatılmaya çalışılmıştı.</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Üçüncü sayı ise “Çift ve Üçüncü” teması ile okuyucuyla buluşuyor. Oidipus durumu çocuğu üçüncüyle karşılaşmaya sevk eder ve üçüncülük işlevi bireyin ruhsallığında kurucu ve örgütleyici bir rol üstlenir. Günümüzde Oidipus karmaşası kavramının genişlediği düşünüldüğünde çağdaş yaklaşımlar doğrultusunda gözden geçirilmesi anlamlı olabilir ve verimli bir tartışma ortamı oluşturabilir.</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">“Çift Nesnesi” isimli çalışmasında René Roussillon, üçüncülük işleviyle karşılaşmanın bir sonucu olarak Oidipal krizin biçimleri ve esasları üzerinde duruyor; Oidipus’tan çıkmadığımızı ya da Oidipus’un çözülerek erimediğini, fakat Oidipal krizin sonuçlarının düzenlenmesi suretiyle ruhsallığın örgütlendiğinin altını çiziyor. Buna karşın, üçüncülük işlevinin örgütlenmesindeki bir başarısızlık durumunda “karşı” örgütlenmenin oluşacağını, Oidipus’un deforme olmuş biçimi olan ve psikotik yapılanmaya karşılık gelen “Anti-Oidipus&#8221;un gelişebileceğini vurguluyor. Roussillon ayrıca çiftin varlığında yalnız olma deneyimi yaşayan çocuğun bir yandan çiftle ilişkisini sürdürürken bir yandan da çiftten dışlanma deneyimi yaşamasının önemini irdeliyor.</p>



<div class="wp-block-file"><a class="wp-block-file__button wp-element-button" href="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/sunus.cift-ve-ucuncu-1.pdf" download="">Devamını Okumak İçin Tıklayınız</a></div>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/cift-ve-ucuncu/">Çift ve Üçüncü</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikanalizindili.com/cift-ve-ucuncu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çift Nesnesi</title>
		<link>https://psikanalizindili.com/cift-nesnesi/</link>
					<comments>https://psikanalizindili.com/cift-nesnesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 09:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3. Sayı Çift ve Üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://psikanalizindili.com/?p=610</guid>

					<description><![CDATA[<p>René Roussillon Giriş “Ödip” olarak adlandırdığımız şey hakkında öne sürdüğüm düşünceleri sizlere tanıtmak için bu mesele üzerindeki diyalogu aşındıran ve önemli sayıda yanlış anlaşılmanın kökeninde yer alan terminolojik soruları anımsayarak başlamayı&#160; gerekli görüyorum.&#160;&#160; 60’lı yıllarda Fransız Psikanalizi’nin kimi teorisyenleri “narsisizmi” ve “narsisistik&#8221; durumları (instances narcissiques) dürtüsel hayatla karşılaştırmak için bireyselleştirmeyi önerdiklerinde, psikanalitik vulgatada[1] ya da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/cift-nesnesi/">Çift Nesnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="682" height="681" src="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/rene_roussillon.jpg?w=682" alt="" class="wp-image-611" style="aspect-ratio:1.002145922746781;width:168px;height:auto" srcset="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/rene_roussillon.jpg 682w, https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/rene_roussillon-300x300.jpg 300w, https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/rene_roussillon-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>René Roussillon</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Giriş</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">“Ödip” olarak adlandırdığımız şey hakkında öne sürdüğüm düşünceleri sizlere tanıtmak için bu mesele üzerindeki diyalogu aşındıran ve önemli sayıda yanlış anlaşılmanın kökeninde yer alan terminolojik soruları anımsayarak başlamayı&nbsp; gerekli görüyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">60’lı yıllarda Fransız Psikanalizi’nin kimi teorisyenleri “narsisizmi” ve “narsisistik&#8221; durumları (instances narcissiques) dürtüsel hayatla karşılaştırmak için bireyselleştirmeyi önerdiklerinde, psikanalitik vulgatada<a href="/#_ftn1">[1]</a> ya da günlük teatide önceden edinilmiş olan alışkanlık, pregenital ile o sırada “preödipal” olarak adlandırılanın, dürtüsel organizasyon ile içerisinde yayıldığı ilişkisel matris sorununun karıştırılarak üst üste binmesi idi. Freud’da dahi küçük bir izini gördüğümüz bu kavramsal bükülme, bütün bir dizi teorik bükülmenin (ve hatta “fallik” pregenital üvey anneye karşıt “iyi ödipal annelerin” ortaya çıktığını görebildik) temelindedir ki bunların ne klinik ne de teorik tartışmaları aydınlatmaya katkıda bulunduğundan emin değilim. Psikanalitik dünyada ve daha da geniş bakarsak, kendilerini “klinik psikanalitiğin&#8221; dünyasında gören klinik uzmanların dünyasında, hiç kimse kavramların doğru kullanımı konusunda yasa koyucu değildir ve ancak müşterek tartışma ile düşünceyi ilerletmekle yetinebiliriz.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Şahsen, klinik olduğu kadar teorik olan konumumun, mevcut düşüncemde geliştirmeyi arzu ettiğim şeyin ön koşulları olan bir dizi ayrımla netleştiğini düşünüyorum.</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/roussillon-cift-nesnesi.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-98c1c38a-34b7-4fe0-8fb7-98abb4650161">Devamını Okumak İçin Tıklayınız</a></div>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/cift-nesnesi/">Çift Nesnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikanalizindili.com/cift-nesnesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçüncülük ve Ölü Anne Karmaşası Bağlamında Sağ Kalan Nesne-İlk Kısım</title>
		<link>https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne/</link>
					<comments>https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 15:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3. Sayı Çift ve Üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://psikanalizindili.com/?p=586</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jan Abram Dr. André Green 1927’de Kahire’de doğru. Çocukken Paris’e göç etti ve 30 yaşında psikanaliz kariyerine başladı. 1965’te psikanalist vasfını aldı ve Paris Psikanaliz Cemiyeti (SPP) üyesi oldu. Aradan neredeyse 20 yıl geçtikten sonra bu derneğin Başkanı oldu. Green’i Squiggle Vakfı’nın 1987’de düzenlediği halka açık bir konferansta ilk kez dinlediğimde Paris Psikanaliz Cemiyeti’nin başkanıydı. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne/">Üçüncülük ve Ölü Anne Karmaşası Bağlamında Sağ Kalan Nesne-İlk Kısım</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" width="309" height="400" src="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram.jpg?w=309" alt="" class="wp-image-587" style="aspect-ratio:0.772256728778468;width:165px;height:auto" srcset="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram.jpg 309w, https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram-232x300.jpg 232w" sizes="(max-width: 309px) 100vw, 309px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Jan Abram</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Dr. André Green 1927’de Kahire’de doğru. Çocukken Paris’e göç etti ve 30 yaşında psikanaliz kariyerine başladı. 1965’te psikanalist vasfını aldı ve Paris Psikanaliz Cemiyeti (SPP) üyesi oldu. Aradan neredeyse 20 yıl geçtikten sonra bu derneğin Başkanı oldu.</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Green’i Squiggle Vakfı’nın 1987’de düzenlediği halka açık bir konferansta ilk kez dinlediğimde Paris Psikanaliz Cemiyeti’nin başkanıydı. 60 yaşındaydı ve 20 yılı aşkın bir süredir psikanalist olarak çalışıyordu. İngilizcede yalnızca tek bir kitabı yayımlanmış olsa da (Green, 1986) çok sayıda makalesi ve kitabı basılmıştı.</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Buna karşılık ben onun yarı yaşındaydım ve psikanalize yeni başlamıştım. Özel muayenehanemi henüz yeni açmıştım ve Squiggle Vakfında henüz ders vermiyordum. Bunu yapmaya 1989’da başladım. Üstelik o vakitler <em>The Language of Winnicott</em> [Winnicott’un Dili] başlıklı bir kitap yayımlamak şöyle dursun Winnicott’un çalışmaları üzerine yazacağımı hayal bile etmemiştim.</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Öyleyse André Green’in çalışmaları nasıl oldu da başından beri üzerimde böyle bir etkiye sahip oldu? Green’in çalışmalarında daha yolun başındayken beni etkilemiş olup bugün hâlâ etkilemeye devam eden o şey neydi? Bugün üzerine kafa yoracağım sorular bunlar.</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram1-2.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download>Devamını Okumak İçin Tıklayınız</a></div>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne/">Üçüncülük ve Ölü Anne Karmaşası Bağlamında Sağ Kalan Nesne-İlk Kısım</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçüncülük ve Ölü Anne Karmaşası Bağlamında Sağ Kalan Nesne-İkinci Kısım</title>
		<link>https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne-ikinci-kisim/</link>
					<comments>https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne-ikinci-kisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 15:32:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3. Sayı Çift ve Üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://psikanalizindili.com/?p=597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jan Abram İkinci Kısımda, İlk Kısımda sunulmuş olan klinik çalışmayı Green’in “tarihsel”, “güncelleşmiş yansıtma” ve “ölü anne karmaşası” kavramları aracılığıyla tartışarak başlayacağım. Söz konusu kavramlar, Jill’in analiz durumuna getirmiş olduğu “kataloglanmış travma”yı anlamlandırmama yardımcı olmuş yerinde kavramlardır. İnsanoğlunun “Tarihsel Doğası” André Green “analizde geri kazanılan anılar” ve analistin ruhun derinindeki “tarihsel bir şeye tanıklık etmesi” [&#8230;]</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne-ikinci-kisim/">Üçüncülük ve Ölü Anne Karmaşası Bağlamında Sağ Kalan Nesne-İkinci Kısım</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" width="309" height="400" src="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram-1.jpg?w=309" alt="" class="wp-image-598" style="aspect-ratio:0.7722772277227723;width:156px;height:auto" srcset="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram-1.jpg 309w, https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram-1-232x300.jpg 232w" sizes="(max-width: 309px) 100vw, 309px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Jan Abram</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">İkinci Kısımda, İlk Kısımda sunulmuş olan klinik çalışmayı Green’in “tarihsel”, “güncelleşmiş yansıtma” ve “ölü anne karmaşası” kavramları aracılığıyla tartışarak başlayacağım. Söz konusu kavramlar, Jill’in analiz durumuna getirmiş olduğu “kataloglanmış travma”yı anlamlandırmama yardımcı olmuş yerinde kavramlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İnsanoğlunun “Tarihsel Doğası”</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">André Green “analizde geri kazanılan anılar” ve analistin ruhun derinindeki “tarihsel bir şeye tanıklık etmesi” arasındaki farkı tartışmaktadır. “Tarihsel” ifadesiyle ne demek istediğini tarihsel olanın aşağıdakilerin bir kombinasyonu olduğunu söyleyerek açıklamaktadır:</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">&nbsp;<em>(&#8230;) gerçekleşmiş olan, gerçekleşmemiş olan, gerçekleşmiş olabilecek olan, bana değil başkasının başına gelmiş olan, gerçekleşmiş olması mümkün olmayan ve son olarak (&#8230;) kişinin gerçekte gerçekleşenin temsili olarak hayal etmeyeceği şey</em> (Green, 1987).</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Bu nedenle, ki bu psikanaliz için temel teşkil eder, “gerçek olay” diye bir şey yoktur çünkü olay daima zihinlerimizdeki çeşitli gelişim evrelerinde kümelenmiş ve çok katmanlı bir ruhsal yapıya dönüşen yukarıdaki değişkenlerle doludur. Bu katmanlardan kimi bilinçli olacaktır ama büyük kısmı ya bilinç öncesi ya da bilinçdışıdır. Green gerçek bir olaydan geriye kalanın çoğu zaman yalnızca bir perde anı olabileceğini söylemektedir.</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/jan-abram.2-3.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download>Devamını Okumak İçin Tıklayınız</a></div>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne-ikinci-kisim/">Üçüncülük ve Ölü Anne Karmaşası Bağlamında Sağ Kalan Nesne-İkinci Kısım</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikanalizindili.com/ucunculuk-ve-olu-anne-karmasasi-baglaminda-sag-kalan-nesne-ikinci-kisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüz Ebeveynliğinde Kadınsı, Annesel, Erkeksi, Babasal: Genişlemiş Oidipus ve Her Durumda Var Olan Çocuksu</title>
		<link>https://psikanalizindili.com/gunumuz-ebeveynliginde-kadinsi-annesel-erkeksi-babasal-genislemis-oidipus-ve-her-durumda-var-olan-cocuksu/</link>
					<comments>https://psikanalizindili.com/gunumuz-ebeveynliginde-kadinsi-annesel-erkeksi-babasal-genislemis-oidipus-ve-her-durumda-var-olan-cocuksu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 15:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3. Sayı Çift ve Üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://psikanalizindili.com/?p=605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Florence Guignard Günümüz Ebeveynliğinde Kadınsı, Annesel, Erkeksi, Babasal: Genişlemiş Oidipus ve Her Durumda Var Olan Çocuksu Giriş Düne kadar, Freud sonrası psikanaliz topluluğunun tamamı Oidipus Karmaşasının çözümlenmesi -asimptotik olsa da[1]&#8211; için gereken temel ölçütlerin cinsiyet ve kuşak farklılığının tanınması olduğunu düşünmekteydiler. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Günümüz Batı toplumunda, toplumun nesil farkını ilgilendiren dikey ekseni birkaç on yıldır tehlikededir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/gunumuz-ebeveynliginde-kadinsi-annesel-erkeksi-babasal-genislemis-oidipus-ve-her-durumda-var-olan-cocuksu/">Günümüz Ebeveynliğinde Kadınsı, Annesel, Erkeksi, Babasal: Genişlemiş Oidipus ve Her Durumda Var Olan Çocuksu</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="636" height="319" src="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/florence-guignard-1.jpg?w=636" alt="" class="wp-image-637" style="width:345px;height:auto" srcset="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/florence-guignard-1.jpg 636w, https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/florence-guignard-1-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Florence Guignard</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Günümüz Ebeveynliğinde Kadınsı, Annesel, Erkeksi, Babasal: Genişlemiş Oidipus ve Her Durumda Var Olan Çocuksu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Giriş</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph"><em>Düne</em> kadar, Freud sonrası psikanaliz topluluğunun tamamı Oidipus Karmaşasının çözümlenmesi -asimptotik olsa da<a href="/#_ftn1">[1]</a>&#8211; için gereken temel ölçütlerin cinsiyet ve kuşak farklılığının tanınması olduğunu düşünmekteydiler.</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Günümüz</em> Batı toplumunda, toplumun nesil farkını ilgilendiren dikey ekseni birkaç on yıldır tehlikededir. Cinsiyet farklılığı konusunda ise iki çelişkili eğilimin eşzamanlı olarak geliştiğini gözlemliyoruz:</p>



<ol style="list-style-type:upper-roman" class="wp-block-list">
<li>Bir yandan feminizm ve toplumsal cinsiyet çalışmaları ile yayınlarının getirdiği hareketlilik sonrasında, şu anda kadınlar ve erkekler arasında sürekli olarak kurulmuş olan köprülerin olduğu, kız ve erkek çocukların aynı eğitimi paylaştığı, farklı cinsiyetler arasında karşılaştırma ve benzerliklerin geliştiği ve özdeşleşmenin kişinin sahip olmadığı biyolojik cinsiyetin ya da kişinin hayatı paylaşmayı hayal etmediği biyolojik cinsiyetin nesne ilişkilerinin farklı katmanlarından doğduğu bir “toplumsal cinsiyet sonrası” döneme gelmiş bulunmaktayız. Durum mükemmel olmaktan çok uzak olsa da, derinlemesine simgesel işleme bu nedenle sürekli olarak gelişmekte görünüyor.</li>



<li>Ancak diğer yandan, kimliğimizin bir parçası olan biyolojik cinsiyetimizle bağlantılı sınırların aşınmasının bir sonucu olarak gittikçe daha fazla sayıda birey kendi cinsiyetleriyle doğmuş olmaktan yaşadıkları acıyı ifade ederek, cinsiyet değiştirmeye dair ihtiyaçlarını dile getirmeye cesaret ediyor. Taleplerindeki bu somutluk, yıllar boyu sürecek olan tıbbi ve cerrahi tedavilerin yarattığı yoğun fiziksel acı ve ödenmesi gereken onca bedele rağmen, ne olursa olsun talep ettiğini elde etmeye dair etkileyici bir kararlılığı da beraberinde getiriyor. Freud’un, benliğin her şeyden önce bir beden benlik olduğuna dair söylediklerini hatırlatan, kayıp nesnenin ardından yaşanan yas süreçleri, ruhsallık içi ve kişilerarası işlevlerindeki özdeşleşme süreçleri ve derinlemesine simgesel işleme, beden benlik alanı ile ilgili bazı soruları beraberinde getiriyor.</li>
</ol>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Julio Moreno (Kişisel iletişim, 2018) bizim artık Prometheusvari bir dünya görüşünden ziyade Faustvari bir görüşün içinde olduğumuzu söyler: kibrimiz bizi sürekli olarak sınırlarımızın dışına sürükler ve biz sınırlarımızı nasıl aşacağımızı bulmak için onları birer fırsat olarak görürüz. Ancak, bilinçdışı kısımlar da dahil olmak üzere, bağlı olduğumuz tüm süreçle ilgili düşünme yetimizi koruyamazsak, kimliğimizin tutarlılığı riske girebilir.</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/florence-guignard-1.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download>Devamını Okumak İçin Tıklayınız</a></div>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/gunumuz-ebeveynliginde-kadinsi-annesel-erkeksi-babasal-genislemis-oidipus-ve-her-durumda-var-olan-cocuksu/">Günümüz Ebeveynliğinde Kadınsı, Annesel, Erkeksi, Babasal: Genişlemiş Oidipus ve Her Durumda Var Olan Çocuksu</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikanalizindili.com/gunumuz-ebeveynliginde-kadinsi-annesel-erkeksi-babasal-genislemis-oidipus-ve-her-durumda-var-olan-cocuksu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Var Olma Nedeni Olarak Yıkım-Sabina Spielrein</title>
		<link>https://psikanalizindili.com/var-olma-nedeni-olarak-yikim-sabina-spielrein/</link>
					<comments>https://psikanalizindili.com/var-olma-nedeni-olarak-yikim-sabina-spielrein/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 12:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3. Sayı Çift ve Üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://psikanalizindili.com/?p=556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Var Olma Nedeni Olarak YıkımSabina Spielrein Cinsel sorunlarla ilgili çalışmalarımda bir soru özellikle ilgimi çekmiştir: Neden bu en güçlü dürtü, üreme dürtüsü, doğal olarak beklenen olumlu duyguların yanında, endişe ve iğrenme gibi olumsuz olanları da barındırmaktadır? Dürtüyü uygun şekilde kullanabilmek için kaygı ve iğrenme gibi bu olumsuz duyguların üstesinden gelinmelidir. Doğal olarak, bir bireyin cinsel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/var-olma-nedeni-olarak-yikim-sabina-spielrein/">Var Olma Nedeni Olarak Yıkım-Sabina Spielrein</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="232" height="308" src="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/sabina-spielrein-1.jpg?w=232" alt="" class="wp-image-577" style="aspect-ratio:0.753880266075388;width:198px;height:auto" srcset="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/sabina-spielrein-1.jpg 232w, https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/sabina-spielrein-1-226x300.jpg 226w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Var Olma Nedeni Olarak Yıkım<br>Sabina Spielrein</strong></p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Cinsel sorunlarla ilgili çalışmalarımda bir soru özellikle ilgimi çekmiştir: Neden bu en güçlü dürtü, üreme dürtüsü, doğal olarak beklenen olumlu duyguların yanında, endişe ve iğrenme gibi olumsuz olanları da barındırmaktadır? Dürtüyü uygun şekilde kullanabilmek için kaygı ve iğrenme gibi bu olumsuz duyguların üstesinden gelinmelidir. Doğal olarak, bir bireyin cinsel eyleme karşı olumsuz tutumu özellikle nevrotiklerde belirgindir. Bazı araştırmacılar bu zıtlığı çocuk yetiştirme tarzımızın bir sonucu olarak açıklamaya çalıştılar: Dürtüyü sınırlar içinde tutmaya çabalarız ve her çocuğa cinsel arzuların gerçekleşmesini kötü ve yasak bir şey olarak öğretiriz. Cinsel arzuların ölüm imgeleri ile ilişkilendirilme sıklığı dikkate değerdir çünkü ölüm ahlaki çürümenin bir simgesidir (Stekel) . Gross, cinsel ürünler karşısındaki tiksinme duygusunu, onların vücuttan salgılanan diğer atıklara anatomik olarak yakın konumlanmasıyla ilişkilendirir. Freud, kaygı ve başlangıçtaki olumlu duygu tonlu olan arzuların bastırılmasına dönerek bu karşıtlığın izini sürer. Bleuler olumlu duygu tonlu içerikte kaçınılmaz olarak olumsuzun bulunuşunu bir savunma olarak ele alır. Jung&#8217;ta da şu paragrafı buldum:</p>



<p class="has-text-align-justify wp-block-paragraph">Tutkulu arzu, yani libido, iki yöne sahiptir: her şeyi güzelleştiren ve belirli koşullar altında her şeyi yok eden güçtür. İnsan, sıklıkla bu yaratıcı gücün yok edici niteliğinin kaynağını tam olarak anlayamaz. Kendisini tutkularına bırakan bir kadın, özellikle günümüz toplumunda, yıkıcı niteliği çok kısa bir sürede kendinde tecrübe eder. Kendisi koşulsuz kadere teslim edenlerin nasıl sınırsız bir güvensizlik duygusu ile karşılaşabileceğini anlamak için hâlihazırdaki burjuva ahlâkı dünyasının dışına çıkmayı düşünmek yeterlidir. Üretken olmak bir kişinin çöküşünü tetikler; sonraki neslin doğumuyla bir önceki zirveye ulaşmıştır.</p>



<div class="wp-block-file"><a href="https://psikanalizindili.com/wp-content/uploads/2020/10/sabina-spielrein-2.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download>Devamını Okumak İçin Tıklayınız</a></div>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://psikanalizindili.com/var-olma-nedeni-olarak-yikim-sabina-spielrein/">Var Olma Nedeni Olarak Yıkım-Sabina Spielrein</a> yazısı ilk önce <a href="https://psikanalizindili.com">Psikanalizin Dili</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://psikanalizindili.com/var-olma-nedeni-olarak-yikim-sabina-spielrein/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
