Başlangıçlara Dönüş: Bir Kız Evladın Dişilliğinin Ebeveynsel Reddi Ve Kendini, Zihnini, Bedenini Ve İlk Aşkını Geri Getirmek İçin Dönüşü

Başlangıçlara Dönüş: Bir Kız Evladın Dişilliğinin Ebeveynsel Reddi Ve Kendini, Zihnini, Bedenini Ve İlk Aşkını Geri Getirmek İçin Dönüşü

Maurice Apprey

Maurice Apprey

Psikanaliz, bir düşünce ve çoklu uygulamalar tekniğidir ve bunların her birinin ruhsal gerçeklik tarafından harekete geçirilen epistemik, kavramsal ve deneyim güdümlü konuşmalarının kendilerine özgü yörüngeleri vardır. Kartezyan bölmenin temsili ikiliklerine kolayca teslim olmaz: Doğru – yanlış; dış dünya – iç dünya; iç – dış; özne – nesne; tanımlama – yorumlama; kurucu özne – kurulmuş nesne; Husserl – Freud vd.

Aksine, ruhsal gerçekliğin insan öznesi için kendi güçlü çalışmasını yapabileceği üçüncü bir alanda çalışarak, zıtlıklarda tamamlayıcılığı aramamızı gerekli kılar. Freud ve Husserl veya yorum ve tanım gibi ikili karşıtlıklar yerine, her ikisinde de önceden gizil olan aranır; yani insan öznelerinin geriye gidip geçmiş hadiseleri geri getirip tercüme ederek geçmiş anlayışı oluşturacakları bir alan. İçerisi ve dışarısı yerine içerinin ve dışarının birbiri üzerine kıvrıldığı Deluzyen bir kavram olan kıvrımı göz önünde bulundurabiliriz.

Böylece, iç dünya ve dış dünya yerine iç dünyaya atıf yapan dış alanlardan ve tersine, dış dünyanın jiroskopu olan içsel yaşantıdan bahsedebiliriz. Böylece, bulunmayan veya uykuda olan bir geçmiş cisimleşmiş bir varlık olarak aktarımda geri dönebilir. Bir zamanlar uykuda ve ertelenmiş olan, aktarımda açık bir şekilde yeniden deneyimlenebilir. Freud, bu ertelemeye nachträglichkeit ismini vermiştir. Yani, bir insan öznesi basitçe, kendinden menkul kurucu bir fail veya basitçe, doyuran ya da travmatize eden dünyanın öznesi değildir; bilakis insan öznesi gelen toksini müzakere edip dönüştürebilir.

Analizan kendi zehrini seçebilir veya bir yüceltmeye doğru çalışabilir. Psikanaliz, bu yüzden, karşılıklı bağlantıların ve düzeltmelerin olduğu iki zihin ve iki dünya arasında kamusal bir alandaki sohbete öncülük eder. Psikanalitik bir hikâye küçük bir kızın dişilliğinin, ebeveynleri tarafından şiddetle reddedilişinin izini sürer. Kız, ebeveyenlerin kınamasının öznesidir. Geçmişin hadiselerini geçmişe dair bir anlayışa dönüştürür. Psikanalizden önce aynı anda iki ayrı varlıkken kendi deneyimini tek olacak şekilde yeniden yapılandırır. Ebeveynlerinin bilinçdışı boyunduruğunda, aynı anda hem çok dişil hem de işlevsel olarak anorgazmiktir. Yapılandırıcı bir özne olduğu psikanalizde, yeniden özneleşir ve patolojik saklanma dünyasından taktiksel bir çıkışı yeniden tasarlar. Sevmek ve sevilmek için tekrardan özgür hale gelir.


Dışarısı sabit bir sınırdan ziyade, beraberce içeriyi oluşturan peristaltik hareketler, katlantılar ve kıvrımlar tarafından canlandırılan, hareket hâlindeki bir şeydir: Dışarıdan başka bir şey değildirler ama tam anlamıyla dışarının içerisidirler. (Deleuze, 1986/1988, s. 96-97)

ÖNSÖZ

Bu makale her şeyden önce bir analizanın deneyimini klinik olarak iki açıdan gösterme girişimidir: Ebeveynleri tarafından dişilliğinin reddinin onun tarafından nasıl karşılandığı ve onların kınamasını nasıl zihinselleştirdiği. Dişilliğinin onlar tarafından bilinçli ve bilinçdışı değillenmesi bu hikâyede ayrıcalıklı bir yer tutar. Buradaki değilleme; tutarsız kaygı, üstbenlik kaygısı veya iyilik haline karşı tehditle baş etmek için hastanın inkârı, skotomizasyonu (kör noktalar) veya yok sayması ile ilgili değildir. Bilhassa, ebeveynleri hangi dehşeti ve çalkantıyı hastanın içine zerk ettiler ve en önemlisi hasta bu şiddetli müdahale ile ne yaptı? Psikolojik özgürlüğünü besleyip büyütmek için psikanalizi nasıl kullandığının ruhsallık içi hikayesi üç parçada anlatıldı. İlk olarak, kendi hikayesinin tüm boyutlarını cesurca bir araya getirip yapılandırılmış tek bir büyük hikâyede toplamak için bir bağlam ve geriye dönük bir hikâye vardır. İkinci olarak, saldırıyı nasıl zihinselleştirdiğini ve hususi ıstırapının bedensel temsilini nasıl ortaya çıkardığını göstermek için beş parça şeklinde sunulan temsili anımsatıcı metinler vardır. Üçüncü olarak, onunki gibi bir ruhsallık içi hikâyenin nasıl formüle edilebileceğini anlatan bir ön-metin vardır. Bağlam, metinler ve ön-metin sayesinde ONUN HAKİKÂTİ kendine özgü imzasıyla anlatılabilecektir.

A. BAĞLAM: BİR “SANKOFA” HİKAYESİ OLARAK ANLATILAN KAYIP VE GERİ GETİRMENİN GEÇMİŞE DÖNÜK VE DAHA GENİŞ YAPILANDIRILMIŞ BİR ANLATISI

Birkaç yıl önce PSİKE İstanbul, psikosomatik hastalıkların psikanalitik incelemesi üzerine bir konferans düzenledi. Konferansın resmi başlığı Acıyan Beden idi. Benim konferans makalem şu başlığı taşıyordu: “Beatrice’in dokuz deliği var! Veya psikojenik anorgazminin psikanalizinde ruhsallık içi bir hikâye.” Bu sefer aynı vakayı, ebeveynleri tarafından hastanın dişilliğinin değillenmesi ile analizan tarafından kurulan hakikat arasındaki ilişkiye dikkat çekmek için kullanmak istiyorum. Hasta ebeveynlerinin nefretini nasıl püskürtür?
Psikojenik anorgazmiyi nasıl ruhsal inziva olarak kullanır? Kendini özgür kılmak için analizi nasıl kullanır?


Adı geçen konferanstaki vaka raporu anorgazminin üstesinden gelip tam anlamıyla orgazma erişebildiği ilk analizinin bir parçasını kapsıyordu. İlk analiz beş buçuk yılda sonlandı.

Birkaç yıl sonra, analiz çalışmasına devam etmek ve yaşam öyküsünün geri kalanını açığa çıkarmak üzere ikinci analiz için geri döndü. Bu sefer halihazırda kocasından boşanmıştı ve evli bir adamla cinselliğini dolu dolu keşfetmek için gelmişti. Evlilik dışı ilişkisini terk etti ve ilk ergenlik aşkını geri getirdi. Aslında bu ilişki, her ikisi de gençken, ikisinin babalarınca öğrenildiği zaman babaları tarafından baltalanmıştı. İlk aşklarıydı. Tutkuyla aşıktılar. Ne var ki tutkuları babaları tarafından vaktinden önce engellenmişti. Genç aşıklar, babalarının ilişkilerini bitirmek için komplo kurduklarını biliyorlardı ama hikâyenin tamamını bilmiyorlardı. Babaların, çocuklarının ergenlik ilişkilerini sonlandırma komplosu bir kılıftan başka bir şey değildi. Hikâyenin geri kalanını az sonra öğreneceğiz.

Her ikisi de kendi yollarına gittiler. Erkek savaş pilotu, hasta başarılı bir üniversite profesörü oldu. Erkek yetişkin hayatında başarılı bir Wall Street finansçısı oldu. Yalnızca birkaç ay süren ilk evliliğinde yaşanmayan cinsellik, ilk analiz sürecinde gelişip güçlenen ikinci evliliğinde gerçekleşti. Gelgelim ilk analizden sonra boşandılar. Yukarıda da belirtildiği gibi ikinci bir analiz için daha sonra geri geldi.

İkinci analizin ikinci yarısında yeni teknoloji Google icat edilir. Kadın erkeği araştırır ve bulur. Erkek şimdi ilk iki ismi kendisiyle aynı olan bir kadınla evlidir. Erkek geçici olarak eşini terk eder ama evlilik terapisinden sonra evliliğine geri döner. Evliliğine geri dönmesindeki önemli nedenlerden biri de, yapmak istediğini annesine söylemesiyle açığa çıkar. Annesi bombayı patlatır: “Onunla evlenemezsin!!” der ve iki ergen aşığın esasen niye babaları tarafından ayırıldıklarını açıklar: “Babanın, onun annesi ile ilişkisi vardı” der. İkinci analiz, erkek evliliğine geri döndüğü için hastanın ilk aşkının hiçbir zaman yeniden canlanmayabileceği acı gerçeği ile biter.

On yıl sonra, analizan ve ben, rutin laboratuvar tetkiki için gidilen bir tıbbi klinikte karşılaştık. Bana yaklaştı, kocaman sarıldı ve sevinçle evlilik yüzüğünü gösterdi. Ne olmuştu? Şöyle söyledi: Eşi öldü. Bir “Sankofa” anıydı. Artık evlenmek için özgürlerdi. İlk aşkıyla tekrardan bir araya gelmesini ve yeni evliliğini niye “Sankofa” anı olarak nitelendirmişti? Benim, Fanti dilinin konuşulduğu Gana, Batı Afrika’da doğduğumu biliyordu. “Sankofa” Amerikalıların da bildiği, Fanti dilinden bir kelime. Genellikle “Geriye git ve geri getir” anlamına geldiğini düşünürler. Gana’daki Fantililer için geçmişten geri getirme çevirinin ilk semantik katmanıdır. Fantililere göre daha saygı gören anlamı ise dünyada etik olarak var olma yollarını atalarımızdan öğrenmektir. Sankofa bir kelime değildir. İçinde üç tane hareket fiili vardır: “San,” “ko,” “fa”. “San” şu anlama gelir: “tekrar et”; “ko” emirin ne olduğunu uygun bağlama yerleştirmek için bir emir kipidir ve “fa” emredilen şeyin geri getirilmesinden bahseder. Sankofa bizim sosyal ve kültürel kuramlarımıza o kadar işlemiştir ki bir simgesi vardır: Boynunu gerip geriye doğru uzatıp kuyruğunun ucuna eğilen bir kuş.

Yine de harfi harfine çevirisi ilk aşkına dönüşünü özetlemek için gayet yeterliydi. ONUN HÂKİKÂTİNE işaret eden bu çeviriydi. Aktarımda, ben orada onun yolculuğuna eşlik etmek için vardım. Rüya aşkına kavuşmasına şahitlik için oradaydım. Özetle, onun aktarım buyruğuna uydum ve ona “geri gidip getirmesi” için gereken cesareti ödünç verdim.


Neden bir babanın iktidarsız kılınmasının hiddetiyle, parlak, masum genç ergen kızını, başlangıçta ilk aşkını bulduğunda üreme organlarından vurulması gereken bir sürtük diye lânetlediğini şimdi fazlasıyla anlayabiliriz.

Aşağılanmış bir adam karısının sevgisini başka bir adama kaptırmıştır. Akabinde kızının, karısı ile yatan adamın oğluna âşık olduğunu öğrenmiştir. Öfkeden deliye dönmüştür. Sanki başka bir adam karısıyla yatınca eşcinsel olarak saldırıya uğramıştır. Şimdiyse öfkesini karısından yaralı bir erkeğin dehşetini ve öfkesini deneyimleyen kızına yöneltmiştir.

Dehşet içinde, masum ergen bir kız, babasının esas nefretinin asıl hedefini bilmeden babasının lânetini, onun kınamasını ve ayıplamasını kendine mâl eder. Kendi kelimeleriyle, “Kaskatı frijit (rigidly frigid)” hale gelir, her daim yanlış bir şey yapabileceğine dair dehşetle yaşar.
Dolayısıyla analiz ihtimalini değerlendirmek amacıyla ilk randevusu için beni görmeye geldiğinde, beş dakika gecikmişti ve dehşet içindeydi. İş yerinde erkek meslektaşlarının arasında devamlı dehşet içinde olduğundan bahsetti.

Bir yıldan uzun süredir âdet görmemişti ve sabahları dışkılarken muazzam bir zorluk yaşıyordu. Bağırsaklarını harekete geçirmek için bildiği tek yol tuvalette otururken kare bulmaca çözmekti. Kare bulmaca çözmek çok küçükken, gizillik-öncesi bir çocukken annesiyle yaptığını hatırladığı bir faaliyetti. Üstelik cinsel orgazmı deneyimleyemiyordu. Anorgazmi beni görmeye geldiğindeki başlıca şikayetiydi. Kendi kelimeleriyle, yukarıda da işaret edildiği gibi, “kaskatı” ve “frijit” idi.
Kendini tanımlarken gayet açık ve sahiciydi. İsmini sorguladığımda aşağıdaki ilginç anekdotu ilave etti. Annesinin bir erkek çocuk beklediğini söyledi. Ona söylenene göre annesi onun kız olduğuna inanmamış, içeride bir penis olup olmadığından emin olmak için iki parmağını kızının içine yerleştirmiş. Kızına hem erkek hem kız için kullanılabilen muğlak bir isim vermiş.

Başlangıçta bunun “Obsesyonel tipteki ketlenmelerle yakından ilişkili olan kusurlu içe atmacı özdeşleşime– kusurlu nesnelerle özdeşleşime – bağlı yetersiz genital duyarlılık” (Meltzer 1973; p. 67) kaynaklı bir psikojenik anorgazmi vakası olduğunu anladım.
İçe attıkları yaralıydı; karısının sadakatsizliği nedeniyle iktidarsız kılınma hiddeti olan bir erkek figürü ve hiç birinin çocuğu olmayan üç savunmasız kardeşi doğurduğu bir evlilikte kalan sadakatsiz bir kadın figürü.

Makalenin bu bölümünün amacı, klinik parçalara ve son sözümdeki kavramsal temel varsayımlara bir bağlam oluşturmak için geriye dönük ve daha geniş yapılandırılmış bir hikâye ortaya koymaktır.
Yukarıdaki bağlam, okuyucunun olağan dünyaya olan ilgisini aradan çıkararak, analizanın hakikatini, onun hakikati ortaya çıktıkça duyabilmemizi sağlar. Temsil dünyasındaki ruhsallık içi hikayesini açtığımızda hastanın hakikatini aşikâr şekilde duyabiliriz.
Şimdi birlikte bedenine ve zihnine yapılan saldırının zihinselleştirmesini nasıl ortaya çıkardığına birinci analizinden beş klinik parça ile bakalım. Düşünce ve uygulama tekniği olarak psikanaliz öğrencisi olan benim için, analiz edilen kişinin idiosenkrotik ve ideografik gerçeğinin arkeolojisi ve kademeli keşfi, böylece onun yapılandırılmış ve semptomatik tuzağından çıkış stratejisini tasarlayabilmesi, mesleğimizin en tatmin edici kısmıdır.

B. METİN: EBEVEYNLERİNİN BİR KADIN OLARAK ONU KINAMASINI VE AKABİNDE NEFRET DOLU İÇSEL EBEVEYNLERİNDEN ÖZGÜRLEŞMESİNİ NASIL OLUŞTURDUĞUNA DAİR İLK ANALİZİNDEN BEŞ PARÇA
1.BEDENSEL GİRİŞ NOKTALARI BELİRSİZDİR VE İSTENMEYEN ÂNİ GİRİŞLERE MÂRUZ KALIR

Analizin erken safhalarında, kendiliğinin bir parçasının sıkıntı içinde olduğu içsel bir durumu tahliye ettiğini fark ettim; dolup taşmış; içinde kimin olduğuna dair kafası karışmış; baba veya değil; Afrikalı değil ve bu yüzden ben değilim; yine de yabancı bir nesne, dolayısıyla ben tamamen azade değilim.

Rüya:
Ebeveynlerimle iskambil kağıtlarıyla – Briç 1 – oynuyordum. Bolca kupam var – hepsi as, penuchle destesi gibi. Kupa kızımı atıyorum. Babam düşük bir maça ile kozunu oynuyor. Sonrasında kartların yüzü değişiyor. Babamın favori kartının üzerinde yarasa var.


Bu rüyaya çağrışım yaparken, kendisiyle aynı departmanda olup vampirler üzerine çalışan Polonyalı bir meslektaşının, göz doktoru olan kendi babasını anımsattığını söyledi. Babası ve bu meslektaşı gibi, “Avrupa’nın bu bölgesinden olan erkekler iktidarsızlık hiddeti tarafından ele geçirilmiştir. Onların bana da bunu (içime girecekler ve kanımı emecekler) yapacaklarını hayal ediyorum.”

Ben: Seni emip pençelerini geçirecekler, bedeninin içine doğru geçecekler, işgal edecekler?
O: Evet. Vampirler P’nin (meslektaşının) işi. Departmanımda yapacağım konuşma yüz ile ilgili.


Üst ve alt karışmıştır, erkek ve dişiye gölge düşmüştür, önden içeri giren fallus onu şişkin hale getirdiğinde artık ön ve arka birbirine dönüşebilirdir ve öyle ki sanki kabız olan anüs, dışkı penisi defetmek zorundadır. Aynı zamanda sınırlar geçirgendir ve haliyle tehlikelidir: “Bazı insanlar için birleşmek keyifli bir şeydir. Bana göre ise benim zarımdan içeri doğru bir ihlâl, çok korkutucu.”
Aktarımın toplanmasının (the gathering of transference) nitelikleri ve süreçleri, tedavinin bu erken aşamasında, kaygısının; rollerin, insanların ve işlevlerin birbiri yerine geçtiği ve istikrarsız sınırlara yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşiyordu. Dolayısıyla beni nasıl gördüğü ile çok ilgiliydim. Beni, açıkça istila edici olmayan “nazikçe araştıran anne” veya sadece örtük olarak istila edici fallusun “yabancı” cismi olarak görme ihtiyacına duyarlıydım. Nazik bir şekilde ilerleme isteğim, onun kendi içsel hikayesi hakkındaki keşif ve merak alanını genişletmeye odaklanmam sayesinde, yaklaşık üç aylık bir süre sonunda analizinin malzemesi değişmeye başlar: boşlukların ve içeriklerinin tanımlanması daha net hale gelir.

2. DÜRTÜSEL BÖLGELER DAHA BELİRGİN HALE GELİR

Gelişimsel aktarım nesnesi olarak benden korunmak için sığındığı içsel anne tarafından zulme uğradığını hissediyordu. Kendisi ve annesi arasında erken dönemdeki ilişkisinden bahsetti ve bu ilişkinin niteliğini aşağılanmaları ile birlikte resmetti: “Çok küçük bir kız çocuğuyum, belki üç, belki dört, belki de beş. Bedenimi keşfettiğim için heyecanlıyım. Anneme sesleniyorum. “Anne, anne, bir delik buldum.”
Anne: Ne büyük olay (aman ne önemli); delik bulmuş (“delik” Yiddiş dilinde söylenmiş).

En hafif tabiriyle heves kırıcıydı. Annem bağırsaklarımın içinde. Benim bedenime kıymet vermedi; ayaklarıma bile, ki daha az tehdidi edici bir bölge.” Bunun üzerine bir rüyayla bana döndü.

Rüya:
Burada kurulmakta olan psikanalitik bir enstitü varmış. Daha çok New England’a benziyor. Ben kayıt olmuşum…Kendimden emin değilim. Nefis yeşil bir oda vardı; olağandışı güzellikte bir renk. Bu odanın duvarlarının olduğu gibi. Masada oğlunuz oturuyor. Siz de onunlasınız. Küçük tatlı bir kravatı var. Yazı yazıyor. Siz ona ne yapması gerektiğini gösteriyorsunuz: Örneğin, “Fricassee2” kelimesinin nasıl yazılacağını ve siz solaksınız.


Rüyaya çağrışım yapmasını istediğimde: “Sizin çocuğunuz gibiyim. Fantezimde o oğlan çocuğu aşırı derecede iyi beslenmiş. Ben solağım; ailemdeki tek solak benim. Bugün çok daha iyi hissediyorum. Ah! Fricassee kolay pişer, ama yavaşça, bu analiz gibi. Fricassee piştiğinde rengi değişir. Ne elde ettiğini renginden anlarsın.”

3. ANALİZİ İLERLETMEK İÇİN ANALİSTİ KONUK ETME; AMA ÜRPERME İLE

Analizi ilerletmek için, aktarım yorumlarına ek olarak, katettiği içsel değişimleri yansıtan bir dil kullanmalıyım. Daha net söylersem, artık bedeninde ikamet edenler ve onların patikaları hakkında daha yakıcı ve açık konuştuğuna göre, bedeninden ve orada ikamet edenlerden hayalet, ev sahibi ve misafir (ghost,host and guest) terimleri ile bahsetmeliyim. Sanırım bilinçli ve bilinçdışı malzemesinin somutluğunu duyabiliyorum ama yine de ona psikolojik olarak düşünmesi için müsaade ediyorum. Örneğin, kendisine zulmeden annesinden bahsettiğinde, ben, ondan etkisi görece tehlikeli olan bir annenin hayaleti olarak bahsedebilirim. Aktarım figürü olarak benimle yoğunlaşan, çocukluğundaki hizmetçi Siyahi anneden bahsettiğinde, ben o hizmetçiden veya kendimden misafir olarak söz edebilirim. Her zaman olduğu gibi kendisinde ikamet edenleri nasıl karşılayacağını müzâkere eden ev sahibi öncelikle o olacaktı.

Onun zihnine en uygun dili birlikte yaratmamız bir şeyleri daha fazla çözümlemesini mümkün kılıyordu: “Bağırsaklarım şimdi hareket ediyor, dolayısıyla bundan başka bir bölgeye geçmeliyim…Benim içimde herhangi bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?.. İçim var ama orası içinde bir şeyler olabilecek bir yer mi? Sindirimim daha iyi. Dışkılamam daha iyi. Demek ki besin iyi olmalı. Bir keresinde bir komünyona3 katıldım, Katolik kilisesinde değil ama bir Metodist kilisesinde. Görkemli bir ritüeldi. Çok rahatlatıcı, çok etkileyici, çok tesirliydi. Sonrasında rahatlamış hissettim. Muhtemelen iyi bir besindi…”

Olumsuz içe atılanlarla ilişkisinin yeniden müzâkere edildiği bir yer olarak analiz, onu deneysel ve ileriye doğru öidipal bir adım atmak üzere yüreklendiriyordu. Ancak bunu yapmaya başlar başlamaz, ağustos ayında verilen arada, kadın olarak eksikliklerini keşfetti:

Ağustos arası:

“Analize başlamadan önce uzun süredir âdet görmemiştim. Sizi görmeye geldiğimde hayatımın en sefil yılının sonuydu. Sonrasında âdetlerim düzene girdi. Nisan’da (Analizin sekizinci ayında) âdetlerim tekrardan düzensiz olmaya başladı. Nisan’da o aykini olmadım ve sonrasında Mayıs’ta tekrar âdet oldum. Bu beni iyi hissettirmedi. Zihnim yıprandı. Ağustos’ta analize ara vererek bana neler yaptığınızı görün.”

Rüya 1: Hafriyat ve arkeolojik kazılar üstleri altlardan ayırıyor:
Hafriyatın yapıldığı büyük bir iç odadayım. Zeminde bir oyuk var. Arkeolojik kazının yakınında ayakta dikiliyorum. Kazı sanki Gana’dan getirilmiş gibi duruyor. Kazıcılar döner sandalyenin dört ayağını söküyorlar. Üstler ve altlar ayrılmış. Bunlar oyuktan çıkarıldı. Ofis mobilyaları. Catherine, bir arkadaşım ve Afrika üzerine çalışan bir arkeolog, ‘bunlar Sumatra’dan gelmiş gibi duruyor’ diyor… “Hay aksi!” dedim. Ve sandalyelerin sırt kısımlarından birini söküyorlar. Bir sürü kelebeğin olduğu bir dış mekâna giriyorum. Onları yakalamam için bana bir ağ veriliyor. Mavi, canlı gökyüzünün rengiydi.  Kocama veya birine göstermek için küçük ağımla onları yakalamaya çalıştım, ama kanatlarını yaralamış olabilirim.

Rüya 2: Hesaplaşma gerektiren bir posta kutusu cinayeti dişili yaratır:
Birisi neredeyse öldürülüyormuş; bir adammış. Habis adamın apartmanı posta/erkek(mail/male4) kutularının duvarının arkasındaymış. Bir kutu, duvardan odaya açılan bir yarık gibiydi. Kulağa çok cinsel geliyor. Böyle olacağı için çok üzgünüm. Birlikte olduğum adamı görüyorum. Kendi iradem dışında işbirlikçiyim. Mağduru yatağında okurken görüyorum. Kılıç arkadan gelip bedenine saplanıyor. Beyni parçalanıyor. Adam aslında ölmüyor ama kurtulmak için ölmüş gibi yapıyor. Tekrar koridordayım. Katil arkasını döndüğünde mağdur, ellerini tekerlekli sehpaya koyarak destek alıp ayağa kalkıyor ve hesaplaşma için yaklaşıyor. Hesaplaşması için adama kılıcı veriyorum.


Kendi çağrışımları yine çok isabetli: “Ödüm patlamış haldeydim. Sanki zihnim saldırıya uğramış; Ağustos’ta beni bıraktığınızda, benden çok fazla şey talep ederek ona siz saldırdınız. Oysa ki zihnimi zorlayan benim. Ama âdetim geri geldi…”

Çağrışımlarını daha fazla netleştirmek ve patolojik oluşumlarını değiştirmede merkezi önemi olacak şekilde analizi ilerletmek istiyorum. Bu patolojik oluşumlar; ön ve arka altı birbirinden, üstü alttan ayırma ile ilgili kafa karışıklığı; eril ve dişil arasındaki kafa karışıklığı; kafa/meme işlevlerinin genital işlevlerle çakışması. Buna göre şöyle yorumlamalıyım:

Ben: Vajina senin için bir posta/erkek(mail/male) kutusu. Zorla açılıp vajina asıl işlevselliğine döndürülebilir. Sanki öldürücü veya şiddetli bir saldırı varmış gibi delik deşik edilip parçalanabilir. Rüyalarda, Blair (hem kadın hem erkek ismi olabilen, kendi muğlak ismi) delik deşik eden olduğu kadar kutusu delik deşik edilendir de. O, üstleri altlardan, baş/beyin/memeyi vajinadan ayıran arabulucudur. Blair, bölgeleri birbirinden ayırmayı becerdiğinde dişi olur. Ancak kadın olma yolculuğunu tamamlamak için hesaplaşmak zorundadır.
O: Kendime üzülüyorum. Kendim için üzülmeye hiç hakkım yok (ağlıyor). Kendime dair aklı başında bir tasavvurum var ki yaşama ayak uyduramadığım için çok yetersiz hissediyorum. Ben sadece bir hadımım ve beynimle hiçbir şey yapamıyorum.


Dişi hale gelenin ne olduğunun ve hangi şartlar altında vuku bulduğunun analizini takiben, daha fazla rüya malzemesini ayrıntılandırmasıyla kavrayışımız daha da arttı. Şunu anlamaya başladık, “zihnin bodrum katında” dişil organ, çeşitli şekillerde ölü veya öldürücü bir içti; ölü veya öldürücü bir kitle; bir zamanlar bedenin dışında olan parçalanmış bir organ. Sonra (bu organ) geri dönüşsüz yaradan salgılar sızdırmak için içeri girdi. Ve son zamana kadar yüz, içeriye doğru erimiş olan dişil organdı ve tecavüze maruz kalabilirdi.

İkinci yılın sonuna doğru, ruhsallık içi hikayesinin bir çözümü ortaya çıkıyor. Rüyalarında dişillik, anneannesiyle özdeşleşmesinden kaynaklanıyor olabilir. Kadınsılık ondan ödünç alınabilir; anneanneler iç mekanlar, “birbirine dikilmiş çantalar, hatta egzotik şeyler” sağlar. Büyükannesinden hak ettiği mirası almak için, annesini aşması, üzerinden uçması gerektiğini hissediyor.Annesinin üzerinden atlayamazsa anne, öldüresiye yere devrilmelidir. Başka rüya malzemelerinde, kötü annenin eli kolu bağlandığında iyi anne erişilebilir oluyor. Yeni iyi anne ile yüz yüze gelebilmek için küçük kız anneannesinin cübbesine sığınmalıdır. İnzivaya çekilmiş veya cübbe ile sarılmış olarak, geçmişte onu tutsak eden kişi(ler) ile yüzleşmek için yüreklenmiştir ama hala dönüşümün gerçekleşmeyebileceğinden korkmaktadır. Yine de belirleyici bir rüyada siyah bir Volvo’ya sahip olmuştur ki bu Ganalı analistten gelen yeni bir vulvadır, artık kadın olabilir. Hala korkuyordur çünkü hiç kimse düşmanı tek başına öldüresiye yere sermemelidir; insanın özgür olabilmesi için bir işbirlikçiye ihtiyacı vardır. Bu özgür olmaya yönelik müzâkere korkutucuydu çünkü her iki tarafta da müttefikler ve/veya işbirlikçiler mevcut: esir almaya düşkün bu figürlerin insanları asalakça kullanan ortakları vardır; özgürlük için savaşanların güvenilir müttefiklere ihtiyaçları vardır. Bu, anal haznedeki bir ölüm kalım savaşıdır: öyle ki içsel annenin anal klaustrumuna bağının zihinsel temsilidir.

Biz ruhsallık içi hikâyenin ve aktarım nevrozunun çözümlenmesini müzakere ederken, evde bazı değişikler olmaya başladı. Gözlemleri şöyleydi:

Ben ruhsal olarak içeride değişiyorum. Hissedebiliyorum. Biliyorum. Ama dışarıda, mesela cinsel ilişki sırasında, hala fiziksel olarak canım acıyor. Arada sırada acımadığı oluyor ama sonra yine acıyor. Azat edicim olarak size sahip olsam da bir düzeyde hala hapsedilmiş hissediyorum.  Tam anlamıyla bir kadın haline gelmek istiyorsam hem annemle olan saldırgan kaynaşmamı hem de babamla olan ensestiyöz kaynaşmamı durdurmam lazım. Bunlar kafamın içindeki yasaklar. Benim durumumu tanımlayan anagram frijit ve kaskatı.


Bunlarla bağlantılı olarak, benim sevilen küçük kızım olmaya dair aktarım arzusu iki ana şekilde kendini gösteriyor: (i) kucağıma oturup, daha önce analiz sırasında babasına yakın olmanın kendisine fiziksel olarak zarar vereceği korkusundan farklı olarak, korkmadan döndürülmek istiyor; (ii) öncesinde ebeveynleri tarafından genç oğlan veya arızalı kadın olarak bilinçdışı yatırım yapılmış olma hissinin aksine cinsel birleşmeye rıza göstermek için yaşı çok küçük olan benim ufak kızım olmayı arzuluyor.
İçsel sahnesinde, küçük kız babasını tavladığında, cinsel olmayan bağ ile birleşmeye doğru sınırı aşan cinsel flört arasında ince bir çizgi vardır. Şefkat cinselliğe kaydığında yük haline gelir; onun taşıması için çok ağır bir yük. Omuzlarına binecek yükün öngörüsüyle o kadar korkar ki karşı-fobik şekilde yalnızca sefil hissedeceği cinselliğin içine atılabilir.

Analizin üçüncü yılının başlangıcında, kendimi sadece aktarım üzerine çalışırken buluyorum. Hasta benim “zarif eşim” ile, hafta sonlarını nasıl geçirdiğimle, çocuğuma veya çocuklarıma nasıl ebeveynlik yaptığımla ve buna benzer şeylerle daha ilgiliydi. Öidipal arzuları ile ölüm ve emniyetle ilgili kaygı yüklü oidipus öncesi meselelerinin ardı sıra analizi, ikimizin beraber yaşlandığı, seksen dört yaşında olduğumuz, ateşin başında yan yana sessizce kitap okuduğumuzu hayal ettiği cüretkâr tasavvurları serbest bıraktı.

Aktarım analizi devam ettikçe, bana ne tür kadınsı süsler satın almak ve giymek istediğini keyifle anlattığı rüya alemine geri döndü. Gloria Naylor tarafından yazılmış ve anneannesi tarafından rehberlik edilen genç bir kadının hikayesinin anlatıldığı bir kitapta Beatrice’in, rehberlik edilenin, dokuz deliği olduğunu keşfeder. Bir deliğin keşfinin “büyük olay olmadığı “kendi annesinin aksine aktarımda ben “Beatrice’in dokuz deliği var” keşfini onunla kutlayacak olan sevgiliyi ve yeni anneyi aynı anda temsil eden ikili bir figürüm.

4. İÇSEL ANNENİN CESEDİNİ DIŞARI ATMAK: KADINLAR ARASINDA BİR KADIN HALİNE GELMEK

Alıcı olarak kadın bedenini keşfetmesi ona kadınlar topluluğuna katılma imkânı veriyor. Hem ruhsallık içi hem de sosyal olarak şimdi kadınlar arasında bir kadındır. Oğlanlar ile kızlar ve erkek sesi ile kadın sesi arasındaki keskin farklara dair aşikâr dişil meşguliyetler ve düşünceler çok önemli hale gelir. Özellikle konserlerdeki koro performanslarındaki erkek sesi çok hoşuna gider. Aynı şekilde General Lee ve Grant5 gibi erkek askerleri sever oldu. Bu farkları müzakere ederken dışarı atılan annenin artık gömülecek bir ceset olduğu, yakın kadın arkadaşı ve arkadaşının kızının yardımıyla, denize gömülecek olduğuna dair bir rüya getirdi. Yakın kadın arkadaşın iyi anneye dair özellikleri vardı ve kızı ise analizanın zaman zaman akademik danışmanlık verdiği birisiydi. Şimdi analizan açık bir şekilde şöyle söyleyebiliyor: “Düzülmeyi seviyorum; sarılmayı değil, düzülmeyi. Kocam bir asker gibi erkeksi.”. Bir zamanlar kendisine yasaklandığını hissettiği dişilliği yeniden talep etti. Şimdi olgusal anne ve zulmedici nesne temsili öldürüldüğüne ve annenin dışkısal cesedi gömüldüğüne göre dişillik konusunda ikircikli olmayan, yeni ve amaç sağlayan figürlerle kendi iç dünyasını yeniden inşa etmekte özgürdü; dişili, yaratıcı olanı ve hatta yaşamı yasaklayan asıl annenin tavrının tam aksine ne kendisinin ne de kardeşlerinin aileyi gelecek nesillere taşıyacak çocuklara sahip olma imkânı vardı. Şimdi tıkandık, sanki bir çıkmaz sokaktayız.
Daha fazla dişil ve cinsel işlevlerin edinilmesi ile birlikte negatif aktarım tüm gücüyle kendini gösterdi. Neden eşcinsel kadın bir filozof ve feminist olan birine atıfta bulunduğum Kıta felsefesi ile ilgili bir makale yazdım? Benim ne derdim var ki kışın kocası gibi büyük botlar giymiyorum? Kadınların “hafif ayakkabılar” giydiği kanısındaydı. İtirazları sırasında, tipik olarak yansıtmalarını tutardım ve o, saldırgan göndermelerini keşfederken onlara ev sahipliği yapacağımı ifade ederdim. Her zaman, cinsiyetle ilgili bu şüphelerin kaynağının kendisi olduğunu anlardı. Karışıklık onundu, ama bölünmenin bir ya da diğer parçasını barındıracak bir yere ihtiyacı vardı.  Şimdiye kadar idealize edilmiştim, o yıkıcı tarafı taşırken ben ideal kendiliğini taşıyordum. Sonra yer değiştirdik. Her halükârda kendiliğin yıkıcı parçaları ideal kendiliği yıkmasın diye iki parça bir araya getirilemiyordu. Zamanla önceki bölme, yansıtma ve diğer dışsallaştırma eğilimlerine dönme korkusu olmadan iki parçayı bir arada tutabilmeye başladı.

5. KENDİ KADINSI BEDENSEL ALANLARININ GELİŞMESİ VE YENİDEN YAPILANDIRILMASININ DÜŞSEL BİR TEMSİLİ
Bir yer var, daha çok kenar mahalle görünümlü bir yer. Bir avlu. Şimdi olduğu gibi araba yolunda bir sürü sonbahar yaprağı var.  Bir kamyonet onları topluyor. “Hayır, bunları toplamanızı istemedim, lütfen burayı terk edin.” diyorum. Erkekte her şeyi emip çeken şeylerden var. Oradan ayrılıyor. Ayrıldıktan sonra rahatsız edilmiş hissediyorum ama bir müzede.
Bir kadına karşı vahşi bir suç işlenmiş. Açıkta. Önden kanıyor; yaralı bir kadın, bıçaklanmış ve bu, kanamasına sebep oluyor. Eşcinsel iyi adama “Burası hayatın ortaya çıktığı yer.” diyorum. Bu sadece bir kurgu değil. İçsel yerler vardır ve onlar ihlâl edilmemelidir.
Ben: Ve bu rüyadaki sizin itirazınız?
O: Teatral bir yanılsamanın içinde yaşama tutumuna itiraz ediyorum.
Ben: Şöyle dediğinizi duyuyorum. “Geri gitmemeliyim. Geçmişte ayartılmış olabilirim ama şimdi ayartılmayacağım”
O: Arkadan öne hareket ediyoruz. Bu bile ilginç. Siz benim arkamdasınız. Ama unutmayın: Yüz öne dönük! Pozisyon değiştiriyoruz.

 

C. ÖN-METİN: RUHSALLIK İÇİ HİKÂYENİN EVRİMİNİN KURAMSALLAŞTIRILMASI
Bu makaleye bir bağlamla başladık. İçinde analitik bir hikâyenin anlatılabileceği bağlam nedir? İşlevi nedir? Bu makalede bağlam, hastanın biricik ruhsallık içi hikayesini bildirmek için kullanabileceğimiz geriye dönük ve daha geniş bir hikâye sağlamak içindir.
Özetle küçük bir kız onun dişilliğine düşman veya en iyi ihtimalle ikircikli olan ebeveynlerle karşılaşır. Onların nefretiyle ne yaptığına kısa bir bakış atmak için hikâyeyi anlatıyoruz. Psikojenik olarak frijit hale gelir. Sonrasında ise onun patolojik çözümünü alaşağı etmek üzere yapılan analitik çalışmanın nasıl bir şey olduğu ile ilgili fikir vermek için metin olarak beş parça sunuyoruz.

Şimdi psikanalitik hikâyeleştirmeyi bir ön-metin ile tamamlayabiliriz: psikanalist olarak bildiklerimizi nasıl bildiğimizi ve bildiğimizi anlatan bir metin.
Bu yüzden makalenin bir sonraki bölümünde analizanın ruhsallık içi hikayesini nasıl teşvik edip genişletebileceğimiz ve analiz sürecinde önceki patolojik adaptasyonları ortadan kaldırmak için bunların çözümlenmesini nasıl izleyebileceğimiz gibi teknik konular daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Analizanın zihnine sadık kalarak bir ruhsallık içi hikâye verebilmek için bizi, analizanın kendisinin bu sürecin nasıl işlediğini sorguladığı bir seansa götürmek istiyorum. Bu dönemde, ilk analizin yaklaşık yarısında, açıkça dişil bir kız mı olacak ya da kusurlu ve/veya biseksüel kendilik duyumunu muhafaza mı edecek konusunda tereddüt ederken, belli kalıp veya tekrarlardan oluşan bir akış ve bunlarla birlikte seyreden bir tema fark etti. Ne yaptığı ve kendi zihninin karmaşıklıklarıyla nasıl meşgul olduğuna dair ilgisi uyanmış bir şekilde düşünüp tarttı: “Beni bu noktaya getirmek için ne yaptığınızı düşünüyorum; tekniğinizi.” Ne düşündüğünü sezmesini ve gözlemlerini paylaşmasını istediğimde, şöyle dedi:” İş birliği ile ilgili, ama fark ettiğim belirli bir düzen var. Bir dizi odak noktası organize ediyorsunuz.”<Söyleyebildiğim tek şey şuydu: “Şöyle diyelim, hikayeni anlatmak için benden ve analiz çalışmasından cesaret alabildiniz. Yine de nasıl çalıştığıma dair sorunun zamanlaması ilgimi çekti.” Takiben belirleyici bir konuşma geldi:

O: Tüneli terk etme kararı, anal haznenin tehlikeli bir yer olduğuna dair farkındalık sonrasında geldi. Öldürüyor. En azından yaralıyor.
Ben: Lütfen devam edin.
O: Vahşi hayvanlar seni hırpalayabilir. Brezilyalı ve Sibiryalı bir terbiyeci varsa yaralanabilirsin. (Gönderme yaptığı rüyanın ne kadar açık olduğunu fark ettiği için gülüyor ve anlatmaya devam ediyor.) Ama eğer terbiyecin Afrikalı ise, kaplanlarla birdirbir oynayıp yine de güvende olabilir. Bir Afrikalının yanındayken belirsiz olmayacak bir şekilde erkek veya kadınsındır, Kafkasyalı veya biseksüel değil. Kısır toprakla alternatif yol arasında seçim yapabilirsin…
Ben: Büyümenin gerçekleştiği yer.
O: Genital bölge.


Analistler olarak ruhsallık içi hikâyeyi nasıl kolaylaştırır ve geliştiririz?
Ruhsallık içi hikâyenin parçalarını toplama sürecinin, E. James Anthony’nin (1980) dediği gibi, bir yörüngesi vardır: “Hastalar çevreden gelen içgörüye belli ölçüde duyarlılıkla yola çıkarlar…Ardından hastaya, analistin artan içgörüsü aktarılır ve bu, hastanın içgörüsü ile etkileşir. Sonrasında da analitik süreçte yapılan atıfların içsel iskeletleri yavaşça gelişmeye başlar ve bunlar anlamlı içgörü bağlantıları için zemin oluştururlar.” (s. 166, ayrıca bkz. Apprey,1987)
Bu analizanın ruhsallık içi hikayesi ve hikâyenin gelişimi bağlamında, bana, eğer onu tedaviye alırsam Meltzer’in (1973) “Kusurlu içe atmacı özdeşleşime bağlı yetersiz genital duyarlılık” diye adlandırdığı şeyle muhatap olacağımı söyleyen bir hikâye verdi. Ancak bu tanısal ifade analistin filme dönüştürmesi icap eden hareketsiz bir fotoğraftan başka bir şey değildir. Başka bir deyişle bu analizanın; tarihi, kültürü, mitleri, ailesel arzuları, yasları ve endişeleri nasıl zihinselleştirdiği şimdi benim önümde, benimle birlikte ve benim üzerimden aktarımda ve daha fazlasında sahneye konulacak, canlandırılacak ve dışsallaştırılacaktır. Şimdiye dek zihinselleştirilen bu elementlerin sahneye koyulması “simgesel formların dökümü” (Ricoeur, 1974, s. 13) üzerine inşa edilen bir anlatıda bir araya gelir. Buna göre, aceleyle birleştirmeye çalışmadan simgesel formların çok katlılığında ortak olan bir yapı belirlemek için yol alınmalıdır. Simgesel formların çok katlılığı, Freud’un topografik sisteminin bilinç-öncesi zihni veya Freud’un yapısal kuramındaki hastanın algısal benliği tarafından ikmal edilir ve bunu öyle yollarla yaparlar ki analisti de hastanın zihnini keşfetme sürecine katarlar. Olumlu veya olumsuz olsun, aktarım-karşıaktarım süreçlerini besleyen ve büyüten bu katılımdır. Bu süreçler, hatırlamayı, tekrarlamayı ve yapısallaşmış patolojik oluşumların dönüşümünü teşvik eder. Bu analizana özgü çalışmada, aktarım üzerinden ruhsallık içi hikâyenin gelişimi bize, hastanın kendisine özgü imzasını taşıyan bir hikâye sunar. Bu makalenin ana fikri budur. Bu hususi ruhsallık içi hikâyenin psikojenik anorgazminin genel kuramıyla nasıl kesiştiğine dair açıklama için “Acıyan Beden” üzerine olan PSİKE konferansındaki makalemi tekrar okumamız gerekir.

Kendine özgü imzasını taşıyan bir hikâye, öyleyse, takriben aşağıdaki gibidir ve biz bunu hastanın deneyiminin ruhsallık içi yapısı olarak adlandırabiliriz. Onun adına konuşursam, bu deneyim aşağı yukarı şöyledir:

Sınırların belirsiz olduğu bir ruhsal dünyada yaşıyorum. Orada kolayca istila edilmiş hissediyorum. Tersine, ben de bana başka zihinleri ve başka bedenleri istila edebileceğimi söyleyen dikkate değer bir tümgüçlülük deneyimliyorum. Bu dünyada hatırı sayılır ölçüde kafa karışıklığı mevcut. Üstler ve altlar birbiri üzerine çökmüş; ön ve arka da aynı şekilde karıştırılıyor. Tüm bu karışıklık içinde, kim erkek kim kadın söylemek çok güç. Ama ne zaman ki cesaret, dayanıklılık ve tehlikelerle yüzleşme cüreti veren bir Afrikalı ortaya çıktı, ben altları ve üstleri ve onların işlevlerini ayırabilir hale geldim. Hatta posta/erkek kutularını şiddetle delip yeni açıklıklar, yeni çitler, yeni sınırlar yaratabilir hale geldim; ama zarar vermeden. Üstlerin, altların ve onların işlevlerinin birbirinden ayrılması sürecinde beni şişkin hale getiren tehlikeli içsel annenin cesedinin ve diğer dışkısal yığınların atılabileceği yeni bir alan yaratıldı veya keşfedildi. Onların yerine daha esnek olan yeni figürler inşa edilebilir. Bu yeni figürler ayrıştırılabilir. Eğer Brezilyalı veya Sibiryalılarsa berelenmekten seni kurtaramazlar ama ciddi bir yaralanmanın önünü alabilirler. Eğer Afrikalılarsa yaralanmanın tamamen önünü alabilirler. Başka bir deyişle her birine yeni işlevler tahsis edilmiş yeni figürler hedef ve yön vermek amacıyla meydana getirilebilirler. Eril ve dişil işlevler taviz vermeden tesis edilebilirler. Karıştırılmadan yan yana koyulabilirler. Ama öldürme, ölme ya da kendi veya ebeveynlerinin orijinal tasarımlarını saklama emri o kadar kalıcıdır ki bir uzlaşmaya varılmalıdır: Kimse öldürülmeyecektir. Biri enseste veya herhangi başka bir ihlale kalkışmadan da dişilliğine sahip çıkabilir. Ama hesaplaşılmalıdır. Ne ikamet edenler ne de kardeşleri tarafından yeni bir hayat yaratılamaz.


Bu analizanın ortaya koyduğu deneyimin ruhsallık içi yapısı böyleydi. Bu ONUN hakikati. Bu ONUN iş başındaki zihni. Kendisini, ebeveynsel nefretin yaralı nesnesi olarak algılamasından, sevme sevilme kapasitesiyle birlikte ilk aşkına dönebilme yetisi olan değerli bir kadın olarak yeni kendilik hissiyatına dönüşümünü kolaylaştırmak ve geliştirmek için onun zihnine sadık olmak zorundaydım. Şüphesiz, bir Sankofa hikayesi!

SONUÇ YERİNE

Bu makalenin başında aşağıdaki gibi Kartezyan bölmelere atıfta bulundum: İç ve dış; içsel dünya ve dışsal dünya; ebeveynsel nefreti alan özne ve kurtuluşunu yeniden şekillendiren özne. Anlamın, karşılıklı bağların ve düzeltmelerin ortak yaratımının psikanalitik çalışması analizanın hakikatinin içine kıvrılmış oldu; onun Sankofa hikayesi.


Analistler analizanın zihnine sadık olduklarında, sadece analizanın bize yolu gösterebileceği bir hikâye vardır. Şimdi birkaç Kartezyan bölme daha ekleyebiliriz: Deneyimin yapısı ve zihnin yapısı; topografik kuram ve yapısal kuram. Analizanın temsili dünyasındaki deneyim yapısı kendini yavaşça belli eder, topografik olarak ve sistematik olarak yukarıda klinik parçalarda gösterildiği gibi şöyledir: Bedensel bölgeler istenmeyen nüfuz edici girişlerin tehdidi altındadır; bölgeler daha belirgin hale gelir; beden ölü içsel annenin cesedini barındırır; ölü anne kovulur ve gömülür; yeni bir ev yenilenmiş hale gelir, Kadın (aynen böyle) simgeleştirilmiştir; ve genital hazne yeniden yapılandırılmıştır.
Deneyim yapılarının ortaya çıkması Freud’un topografik kuramına benzer şekilde katmanların açılmasını takiben olur. Yine de yapısal anlatının katmanlarının açılması aşamasında duramayız.

İlave bir çalışmanın yapılması gereklidir. Bu ilave çalışmanın ipucu analizanın gizemli ve yoğunlaştırılmış “kaskatı” ve “frijit” kendilik tanımlamalarındadır. O zaman başka bir analiz katmanı vardır: Zihnin yapılarını açmak, ki önemli bir kısmı ikinci analizde vuku bulmuştur ve kendi başına bir makaleyi hak eder. Şimdilik zihinsel yapıların açılmasını aşağıdaki gibi düşünebiliriz. Patolojik oluşumlar genelde şu silsileyi takip eder: (i) Dış dünyadaki tehlikenin idraki; (ii) Dışsal tehlikelerin sayısız kaygının içsel deneyiminin içine kıvrılması; (iii) Kaygılara yönelik savunmaların harekete geçirilmesi; (iv) Uzlaşma oluşumları takip eder; (v) Uzlaşmalar semptomatoloji olarak patolojik oluşumlara gerileyebilir. Bu analizanın deneyiminin yapıları zihninin yapısına şu şekilde yerleşmiştir: (i) dış dünyadan korkmasına yol açan ebeveynsel nefreti idrak etti; (ii) arkasından gelen içerideki dehşet kendisinin “silinme” dediği içselleştirilmiş hisse yol açtı; (iii) silinme korkusu “kaskatı” savunma örgütlenmesinin şiddetle harekete geçmesine sebep oldu; (iv) bunu cinsel olarak işlevsel olamadığı ama fazlasıyla dişil hissettiği bir uzlaşma takip etti; (v) bunu da psikojenik katılık/frijitlik takip etti, ta ki psikanaliz, patolojik oluşumunu tersine çevirene kadar.

Yapısal kuram ve topografik kuram, zihnin yapısı ve deneyimin yapısının Kartezyan zıtlıklarından tümlemeler meydana getirilirken bu analiz, analistin birini veya diğerini değil, her ikisini de yaptığını gösterir. Biz hem hikâyenin arkasındaki egzotik hikâyeyi analiz ederken hem de eşit derecede katı ve donmuş zihnin yapılarını dönüştürmek için emek-yoğun analizini yaparız. Her ikisini yaptığımızda yapısal devamlılık diye tanımladığım süreci elde ederiz (Apprey, 2024).

Parantez ve tarihi bir not olarak, Georges Politzer (1928), Freud’un yapısal kuramını ciddi olarak eleştiren ilk kişiydi. Freud’un yapısal kuramının analizanı, patolojik oluşumlarının “birinci şahıs anlatısını” getirme fırsatından mahrum bıraktığını öne sürdü. Yapısal kuramın potansiyel olarak soyutlamaya, gerçekçiliğe ve biçimciliğe yol açtığı fikrinde ısrar etti. Bizim hastamızda görüldüğü gibi, birinci şahıs anlatısı, katı zihinsel yapıların analizi yoluyla zihinsel esnekliğe erişmek kadar tesirlidir” Bu yüzdendir ki travmatize olmuş bir analizan, belirli tanım edatı olan (çn: İngilizce’de) “the” kullanmaya meyilli iken, belki analizin ilerlemesiyle birlikte tanımlamalarında daha özgür ve esnek bir şekilde belirsiz tanım edatı olan (çn: İngilizce’de) “a” kullanabilir, özellikle bu hastanın ikinci analizinde böyle olmuştur. Belirli tanım edatı olarak “the”’nın donmuş katılığı, açıklığın ve çok katmanlılığın daha özgür ifadelerine evrilmiştir. Zihni daha açık ve esnek hale geldikçe kendi hikayesini özgürce KEŞFEDEBİLDİ ve TAMAMIYLA anlatabilir hale geldi. Politzer’in eleştirisi, dolayısıyla, hem Politzer’in en yüksek mevkiye koyduğu gizil hikâyeyi hem de zihnin topografyasına ve yapılarına hizmet eden yapısal devamlılığı kapsayacak şekilde değiştirilmelidir.

Çeviri: Cihad Çıtak

 

Kaynakça

Anthony, E. J. (1980).  Symposium discussion.  Bulletin of the Hampstead Clinic, 3(3), s.137-193.

Apprey, M. (2024) Transgenerational haunting in psychoanalysis: Toxic errands. London and New York: Routledge.

Apprey, M. (1987).  The preconscious, the cultural sense of order, and the intrapsychic story. Stein, H. F. and

Apprey, M. (Haz.) From metaphor to meaning içinde, (s. 30-54).Charlottesville, VA: University Press of Virginia.

Deleuze,G.(1988). Foucault. (S.Hand, Çev.). Minneapolis, MN: University ofMinnesota Press. (Özgün eser 1986 tarihlidir).

Meltzer, D. (1973).  Sexual states of mind.  Perthshire, Scotland: Clunie Press.

Ricoeur, P. (1974). The conflict of interpretations: Essays in hermeneutics. Evanston, IL: Northwestern University Press.

Politzer, G. (1994). Critique of the foundations of psychology: The psychology of psychoanalysis (M. Apprey, Çev.). Pittsburgh, PA: Duquesne University Press. (Özgün eser 1928 tarihlidir).

Stein, H. F. and Apprey, M. (1987).  From metaphor to meaning: Papers in psychoanalytic anthropology, Cilt II.

 

Maurice Apprey,  PhD, DM, FIPA, Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Nörodavranışsal Bilimler Bölümünde Emeritus Profesördür, Çocuk ve ergen psikanalisti olmasının yanı sıra erişkin psikanalisttir. Londra’daki Anna Freud Centre’da ve New York Freudian Society’de eğitim almıştır. Ayrıca ilk doktora derecesi için, San Francisco’daki Saybrook Institute’ta araştırma psikoloğu Amedeo Giorgi ile birlikte, Alman fenomenolojisinin Fransa’daki alımlanışı üzerine çalışmıştır. Virginia Üniversitesi’nde African American Affairs Dekanı ve Öğrenci İşleri Rektör Yardımcısı olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında, toplumsal değişim yönetimi alanında ikinci doktorası için Ohio, Cleveland’daki Case Western Reserve University Weatherhead School of Management’ta eğitim almıştır. Güncel araştırmalarında, betimleme ile yorumlama arasındaki gerilimi incelemektedir. Georges Politzer’in Psychology of Psychoanalysis: Critique of the Foundations of Psychology adlı eserin Fransızcadan İngilizceye çevirmenidir (Duquesne University Press). Bu eser, 1928’de Freud’un yapısal kuramına yönelik ilk ciddi eleştiridir. En son kitabı Transgenerational Haunting in Psychoanalysis: Toxic Errands, 2024 yılında Routledge tarafından yayımlanmıştır. IPA’nın Inter-Regional Encyclopedic Dictionary (IRED) adlı çalışmasında, Paris’ten Bernard Chevret ve diğerleriyle birlikte Freud’un “Nachträglichkeit” kavramı üzerine bir madde; Los Angeles’tan Judith Mitrani ve diğerleriyle birlikte ise “Yansıtmalı Özdeşim” üzerine ikinci bir madde kaleme almıştır. Virginia Üniversitesi’nde 40 yılı aşkın bir süre boyunca psikiyatri asistanlarına ve tıp öğrencilerine psikanalitik düşünce dersleri vermiştir. 2003 yılından bu yana PSIKE İstanbul’da ve Washington Contemporary Freudian Society dâhil olmak üzere çeşitli kurumlarda adaylara eğitim vermiş ve süpervizyon yürütmüştür. Psikanalizin Dili Dergisi’ndeki güncel makalesi, Freud’un topografik ve yapısal kuramlarının klinik bir psikanalitik öykü anlatımında nasıl kullanılabileceğine dair bir örnek sunmaktadır.

[1] İki ila dört kişi ile oynanan bezik benzeri bir kart oyunu.
[2] Et parçaları veya sebzelerin pişirilmesi ile yapılan ve beyaz sosla servis edilen bir yemek.
[3] Hristiyanlıkta, kutsanmış ekmek ve şarabın, İsa’nın ölümünün anısına veya İsa ile ayine katılan kişi arasındaki ruhani birliğin gerçekleşmesinin sembolü olarak ya da İsa’nın bedeni ve kanı olarak tüketildiği bir ayin.
[4] İngilizcede posta anlamındaki mail ve erkek anlamındaki male sesteştir.
[5] Amerikan iç savaşında savaşan taraflara liderlik etmiş generaller.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP

PSİKE İstanbul Psikanaliz Kitaplığı bünyesinde yer alan, Türkiye’nin ilk elektronik psikanaliz dergisi olan Psikanalizin Dili dergisi,

Psikanalizi ve uygulamalı psikanalizi teorik ve pratik yönleriyle inceleyen yazılara ve çevirilere yer vermek suretiyle bir düşünce ve tartışma ortamı yaratabilmeyi;

Bir yandan Sigmund Freud, Melanie Klein, Donald W. Winnicott, Wilfred Ruprecht Bion gibi psikanalizin öncü isimlerinin kuramlarını gözden geçiren ve tartışan yazılara yer verirken, bir yandan da çağdaş psikanalizin katkılarına değinerek yeni perspektiflerin gelişebilmesi için alan yaratabilmeyi;

Psikanalizin sinema, edebiyat, felsefe, antropoloji gibi diğer disiplinlerle etkileşimini incelemeyi; sanat eserlerini, yaratıcılık süreçlerini, kültürü psikanalitik kuramın ışığında anlamlandırabilmeyi;

Kitap tanıtımına, söyleşilere yer vermeyi ve psikanaliz yayıncılığıyla ilgili etkinlikleri okuyuculara duyurmayı amaçlıyor.